Şeriatla Yönetilen Ülke Hangisi? Bir Google Aramasıyla Başlayıp Varoluş Krizine Dönen Hikâyem
Herkese merhaba! Bu yazımızda “Şeriatla yönetilen ülke hangisi” hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz.
İzmir’de yaşayan biri olarak hayatımın büyük kısmı “Akşam kordon mu yapıyoruz?” ve “Bu sıcakta yaşanır mı ya?” arasında geçiyor. Ama geçen gün öyle bir şey oldu ki, beynim resmen içli köfte gibi ikiye ayrıldı. Sabah uyanmışım, kahvaltıda boyozun üstüne yumurta koyup “Bugün sağlıklı besleneceğim” diye kendimi kandırıyorum. Sonra telefon elimde, internette gezerken bir anda şu soruyu arattım:
“Şeriatla yönetilen ülke hangisi?”
Bak şimdi… İnsan bazen kendini çok garip yerlerde buluyor. Bir bakmışsın TikTok’ta kedi videosu izlerken bir anda dünya yönetim sistemlerini araştırıyorsun. Beyin yorulmuş çünkü. Sürekli bir şey düşünüyor.
Benim beynim özellikle gece 02.17’de aktifleşiyor. Gündüz normal insanım, gece olunca kendi kendime Birleşmiş Milletler toplantısı yapıyorum.
Şeriatla Yönetilen Ülke Hangisi? Kafaları Karıştıran O Büyük Soru
Öncelikle şu meseleyi netleştirelim: “Şeriatla yönetilen ülke hangisi?” sorusunun cevabı aslında tek bir ülke değil. Çünkü bazı ülkelerde şeriat hukuk sistemi tamamen uygulanırken, bazılarında sadece aile hukuku gibi belirli alanlarda etkili oluyor.
Mesela tamamen ya da büyük ölçüde şeriat esaslı sistemle yönetilen ülkeler arasında en çok bilinenler şunlar:
Suudi Arabistan
İran
Afganistan
Pakistan (kısmi uygulamalar)
Katar
Birleşik Arap Emirlikleri (bazı alanlarda)
Ama işte olay burada karışıyor. Çünkü “şeriat” dediğin şey de ülkeden ülkeye farklı yorumlanıyor. Yani aynı menemen tartışması gibi.
Bir gün arkadaş ortamında bunu konuşuyoruz. Serkan dedi ki:
— “Abi menemen soğansız olur.”
O anda masada diplomatik ilişkiler koptu.
Ben dedim ki:
— “Bak kardeşim, bazı konuların şakası olmaz.”
İşte şeriat meselesi de böyle. Tek tip değil. Her ülkenin tarihi, kültürü, mezhebi ve siyasi yapısı farklı olduğu için uygulamalar da değişiyor.
Google’a Bir Şey Yazınca İnsan Neden Kendini Akademisyen Sanıyor?
Bu çok enteresan bir durum. Bir konuyu iki dakika araştırınca kendimizi konferans verecek seviyeye geldiğimizi düşünüyoruz.
Ben geçen gün üç makale okudum diye mutfakta anneme:
— “Aslında modern hukuk sistemleri tarihsel dönüşüm açısından…”
demeye başladım.
Kadın sadece çayı uzatıp:
— “Poğaçayı uzatsana önce hukukçu bey.”
dedi.
Haklı.
Çünkü internet çağında herkes yarım profesör olmuş durumda. Ama “Şeriatla yönetilen ülke hangisi?” sorusunun cevabını gerçekten anlamak için işin tarihine, kültürüne ve siyasi yapısına bakmak gerekiyor.
Yoksa olay Twitter yorumuna dönüyor:
“Bence şöyle.”
“Neye göre?”
“Hissediyorum.”
Şeriat Deyince İnsanların Kafasında Neden Film Fragmanı Açılıyor?
Birçok insan “şeriat” kelimesini duyunca kafasında dramatik bir Netflix sahnesi canlandırıyor. Çölde yürüyen insanlar, ağır çekim bakışmalar, uzakta deve sesi falan…
Halbuki gerçek dünya çok daha karmaşık.
Bazı ülkelerde şeriat sadece miras veya evlilik hukuku alanında uygulanıyor. Bazılarında ise ceza hukuku dahil daha geniş kapsamlı. Yani mesele siyah-beyaz değil.
Ama biz insan olarak her şeyi hızlıca kategorize etmeyi seviyoruz. Çünkü beynimiz üşengeç.
Ben de mesela spor salonuna yazıldım geçen ay. İlk gün aynaya baktım:
“Evet, dönüşüm başladı.”
Üçüncü gün tost yerken kendime:
“Kas yapmak için protein lazım.”
dedim.
Hayatım boyunca kandırıldığım en büyük kişi yine ben oldum.
Arkadaş Ortamında Her Konunun Uzmanı Çıkan O Kişi
Her arkadaş grubunda mutlaka biri vardır. Konu ne olursa olsun fikri vardır.
Ekonomi konuşulur gelir.
Futbol konuşulur gelir.
Dünya siyaseti konuşulur yine gelir.
Bizim Taylan mesela.
Geçen gün biri masada:
— “Şeriatla yönetilen ülke hangisi?”
diye sordu.
Taylan suyu bile bitirmeden cevap verdi:
— “Abi aslında olay çok derin.”
Bu cümleyi kuran insanların yüzde 92’si hiçbir şeyi tam bilmiyor bu arada.
Sonra başladı anlatmaya:
— “Bak şimdi Osmanlı’dan itibaren…”
Konu nasıl oralara geldi hâlâ anlamadım.
Ben sadece çay içmeye çıkmıştım.
İnsan Neden Böyle Konuları Araştırırken Kendini Bir Anda Hayatı Sorgularken Buluyor?
Çünkü bilgi dediğin şey domino taşı gibi. Birini araştırıyorsun, öbürü geliyor.
“Şeriatla yönetilen ülke hangisi?” diye başlıyorsun, yarım saat sonra:
“İnsanlık tarihindeki ilk hukuk sistemi neydi?”
noktasına geliyorsun.
Sonra gece oluyor.
Tavana bakıyorsun.
Bir iç ses başlıyor:
— “Acaba ben gerçekten ne yapmak istiyorum?”
Abi ben sadece internete girdim ya.
Nasıl buraya geldik?
İzmir’de Yaşayınca Her Şeyin Tonu Biraz Değişiyor
Bak şimdi… İzmir insanı olarak bizim olaylara yaklaşımımız biraz farklı. Burada insanlar tartışırken bile rahat.
Geçen gün kafede iki kişi hararetli şekilde konuşuyor:
— “Hayır kardeşim, hukuk sistemleri tarihsel süreçte…”
— “Tamam da önce gevreğin çıtırlığına bakalım.”
İnanılmaz bir denge.
Bir yanda dünya meseleleri, diğer yanda boyoz.
Ve dürüst olayım… Bu denge bazen iyi geliyor.
Çünkü internet çağında herkes sürekli gergin. Sürekli bağıran insanlar var. Herkes bir şey kanıtlamaya çalışıyor.
Ben bazen vapurda martıya simit atan amcayı görünce rahatlıyorum.
Adamın hiçbir şeyi umursadığı yok.
Martıyla göz göze gelip hayatına devam ediyor.
Büyük huzur.
Şeriatla Yönetilen Ülkeler Hakkında Konuşurken Neden Dengeli Olmak Gerekiyor?
Çünkü bu konu sadece hukuk değil; aynı zamanda kültür, din, tarih ve toplum yapısıyla ilgili.
İnsanlar bazen konuları futbol takımı tutar gibi tartışıyor:
— “Bizim sistem en iyi.”
— “Hayır bizimki.”
Oysa dünya bundan çok daha karmaşık bir yer.
Bir ülkenin yönetim biçimini anlamak için o toplumun tarihine bakmak gerekiyor. Kolay yorum yapmak kolay ama gerçekten anlamaya çalışmak zor.
Ve galiba bizim en büyük problemimiz bu.
Hızlı yorum yapıyoruz ama yavaş düşünmüyoruz.
Bunu kendime de söylüyorum bu arada.
Geçen gün internette bir yorum gördüm, sinirlendim. Tam cevap yazacağım…
Sonra düşündüm.
“Ben şu an pijamayla çekirdek yerken dünya düzenini değiştirmeye mi çalışıyorum?”
Telefonu bıraktım.
Hayat kalitem arttı.
Kısa Bir İç Ses Molası
İç sesim bazen beni inanılmaz yoruyor.
— “Acaba insanlar gerçekten mutlu mu?”
— “Dünya neden bu kadar karmaşık?”
— “Dolaptaki tatlıyı yesem mi?”
Özellikle son soru çok güçlü.
Gece 01.30’da mutfağa gidip buzdolabını açınca insanın içindeki bütün ideolojiler yok oluyor.
Orada sadece iki şey var:
Sen ve soğuk sütlaç.
Sonuç: “Şeriatla Yönetilen Ülke Hangisi?” Sorusu Aslında Daha Büyük Bir Kapı Açıyor
Bu sorunun kısa cevabı var:
Suudi Arabistan, İran ve Afganistan gibi ülkeler şeriat esaslı sistemlerle yönetilen ülkeler arasında yer alıyor.
Ama uzun cevabı çok daha derin.
Çünkü her ülke kendi tarihini, kültürünü ve hukuk anlayışını farklı şekillendiriyor. O yüzden tek cümlelik yorumlarla her şeyi anlamak mümkün değil.
Ve galiba büyümek dediğimiz şey biraz da bu.
Her konuya “kesin doğru budur” diye bakmamayı öğrenmek.
Bir yandan şaka yapıp hayatı hafif tutmaya çalışırken, diğer yandan dünyanın aslında ne kadar karmaşık olduğunu fark etmek.
Ben hâlâ akşam arkadaşlarla buluşunca saçma espriler yapıyorum. Ama bazen eve dönünce düşünüyorum:
İnsanlık binlerce yıldır düzen kurmaya çalışıyor ama hâlâ tam çözememiş.
Sonra alarm çalıyor.
Sabah işe gidiyoruz.
Otobüste biri yüksek sesle video açıyor.
Ve dünya yine eski hâline dönüyor.